Rusya’dan Türkiye’nin kullanmadığı S-400’ün satışına ‘yeşil ışık’: Neyin karşılığında olacak?

Rusyadan turkiyenin kullanmadigi s 400un satisina yesil isik neyin karsiliginda olacak DQm6D2j8
Rusya’dan Türkiye’nin kullanmadığı S-400’ün satışına ‘yeşil ışık’: Neyin karşılığında olacak?

Son günlerde basında, F-35 konusunda bir ilerleme kaydedebilmesi için S-400’lerin üçüncü bir ülkeye satılacağı iddiası gündeme geldi. Son olarak Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi, dün, Rusya’nın bu formüle ikna olduğunu, sistemin Birleşik Arap Emirlikleri ya da Katar’a satıldığını yazdı.

KREMLİN: GÖRÜŞÜYORUZ

Bunun ardından Ankara kulisleri hareketlenirken, ilk resmi açıklama Kremlin’den geldi. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, “Rusya ve Türkiye, Ankara’nın envanterinde bulunan S-400’lerin olası yeniden satışı konusunda görüşmeler yaptı. Bu sistemlerin satış olasılığı süper hassas bir konu. Türkiye ile bu konuda görüşmeler devam edecek” sözlerini kullandı. Böylece satış ihtimali dışlanmadı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise dün akşamüstü TRT Haber yayınına konuk oldu. Fidan’a bu konu sorulmadı.

NEYİN KARŞILIĞINDA?

Rusya bundan daha önce ise, S-400 anlaşmasında “Son kullanıcı Türkiye’dir” ifadesinin bulunduğunu belirtiyor ve bunun altını çiziyordu. Örneğin Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’a 2024 yılının sonunda, “Türkiye’deki S-400’lerin Hindistan’a ya da Pakistan’a satılması önerildi. Bu satışa Rusya nasıl bakar” sorusu sorulmuş, Lavrov, buna, “S-400 bir füze savunma sistemidir. Türkiye’ye tedarik edilmiştir. Silah satış sözleşmelerimizin her birinde son kullanıcı sertifikasına ilişkin bir madde bulunmaktadır. Tedarik edilen bir ürünün bir işleme tabi tutulması, ilk satıcının onayını gerektirir” yanıtını vermişti. Lavrov geçtiğimiz yılın sonunda da Türkiye’nin bu sistemle ilgili atacağı adımlarda Rusya’ya yükümlülüğü bulunduğunu kaydetmişti. Kamuoyunda, daha önce bu satışa sıcak bakmayan Rusya’nın, hangi ‘taviz’ karşılığında bu adımı atıyor olduğu sorusu gündeme geldi.

NİYE ALINDI?

Türkiye, S-400 hava savunma sistemi için Rusya ile 2017 yılında 2.5 milyar dolar karşılığında anlaşmış, sistemin ilk parçaları 12 Temmuz 2019’da Ankara’ya ulaşmıştı. Bir NATO üyesi olan Türkiye, bu tedariğin gerekçesi olarak “Amerikan Patriot sistemi bize satılmadı” söylemine başvurmuştu.

2010 ile 2014 yılları arasında Türkiye’nin Washington Büyükelçisi olan CHP’li Namık Tan ise, “Ben, Patriot alım süreci yürütülürken büyükelçiydim. Bizim temel kriterlerimiz ortak üretim, teknoloji transferi ve uygun maliyetti. ABD tarafının Patriot için sunduğu son teklif oldukça cazipti. Teknoloji transferi konusunda sınırlama olduğunu açıkça söylediler ama diğer iki kriteri karşılamak için ciddi öneriler getirdiler” demişti.

Tan, S-400 alımının, 2015’te düşürülen Rus uçağının bir diyeti olduğunu öne sürerken, Ankara’nın ABD’den talep ettiği teknoloji transferi ve ortak üretim, S-400’de de gerçekleşmedi. 2014 ile 2016 yılları arasında Moskova Büyükelçiliği yapan Ümit Yardım da benzer şekilde, S-400 alımında Rusya ile olan sorunların giderilme isteğinin etkili olduğunu belirterek, “Ayrıca, ABD’ye Türkiye’nin başka seçeneklerinin de olduğu mesajı verilmek istendi” demişti.

Kimi emekli diplomatlar ise bu satın alımda 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin payı olduğunu ileri sürmüş, sistemin Batı destekli olası bir darbe girişiminde “Saray’ı korumak için” alındığını iddia etmişti.

KULLANILMIYOR

Peki sistem aktif mi? Geçtiğimiz Mart ayında İran’dan Türkiye’ye gelen füzeleri NATO sistemlerinin engellemesi üzerine kamuoyunda “S-400’ler neden kullanılmıyor” sorusu doğmuştu. Millî Savunma Bakanlığı, 12 Mart’ta bu soruyu, “Ülkemizin hava ve füze savunma faaliyetleri, tehdit değerlendirmeleri ve operasyonel ihtiyaçlar doğrultusunda çok katmanlı bir yapı içinde yürütülmektedir. Bu kapsamda en uygun savunma unsuru, angajman kuralları ve mevcut operasyonel tablo dikkate alınarak belirlenmektedir. Türkiye, NATO’nun entegre hava ve füze savunma sisteminin bir parçasıdır. Bu sistem, erken uyarı sensörleri, komuta kontrol sistemi ve önleme füzelerinden oluşmaktadır. Bir balistik füze tespit edildiğinde, müdahale süresinin çok kısa olması sebebiyle sistem en uygun ve en hızlı önleme aracını otomatik olarak seçerek ateşlemektedir” şeklinde yanıtlamıştı.

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler ise aynı günlerde, “Biz S-400’ü tedarik ettikten sonra NATO sistemleri ile entegre etmeden tek başına (stand-alone) kullanma konseptimizi ABD’li muhataplarımıza bildirdik. Biz hâlâ bu fikrin en makul çözüm olduğunu değerlendiriyoruz” açıklamasını yapmıştı. Bu iki açıklama, S-400’ün hem NATO sistemine entegre olmadığını hem de tek başına dahi çalışmadığını ortaya koymuştu.

MALİYETİ NE OLDU?

S-400’ler için Rusya ile yapılan anlaşmanın bedeli 2.5 milyar dolar olsa da bu sistemin sadece ilk partisi Türkiye’ye geldi. Dış politika analisti ve eski ticaret müşaviri Aydın Sezer, sistemin Türkiye’ye 1.25 milyar dolara mâl olduğunu belirtmişti. S-400’lerin Türkiye’ye dolaylı maliyeti ise daha ağır oldu. Türkiye, ortak üreticisi olduğu, kritik parçalarını imal ettiği F-35 programından çıkarıldı. Bu hem Türkiye’nin muharip hava gücünde boşluk yarattı hem de Türk savunma şirketlerinin gelir kapısını kapattı. Türkiye’nin 1,4 milyar dolar harcadığı 6 F-35 uçağı yıllardır ABD’de depoda bekletiliyor. CAATSA yaptırımları Türkiye’ye uygulandı. Emekli büyükelçi Ümit Yardım’a göre toplam maliyet on milyar dolarları buldu. CHP’de Özgür Özel’in MYK’sinde yer alan emekli tümamiral Yankı Bağcıoğlu ise, “Milli güvenlik alanında durum muhakemesi yapılmadan, öngörüsüz, sonuçları hesaplanmadan ve siyasi etkiyle verilen kararların bedeli ağır olur. Kaybedilen yılların, harcanan milli kaynakların, geciken milli projelerin ve zarar gören devlet itibarının sorumluluğu üstlenilmeli, bunun hesabı Türk milletine verilmelidir” dedi.

NEDEN ŞİMDİ GÜNDEMDE?

S-400 konusu Ankara’da düzenlenen NATO Liderler Zirvesi ile yeniden öne çıktı. ABD Başkanı Donald Trump, F-35’ler için zirvenin ilk günü, “Neden Türkiye’ye satmayalım ki” demiş, ikinci gün ise “Henüz kararımı vermedim” sözlerini kullanmıştı. ABD’nin CAATSA ve NDAA yasaları Türkiye’nin F-35’leri tedarik etmesine engel. CAATSA’nın kaldırılması konusunda Trump daha çok inisiyatif sahibi olsa da, NDAA’de, “Türkiye’nin F-35 alabilmesi için S-400’lere sahip olmadığına yönelik bildirim ve buna ilişkin kanıt zorunluluğu” bulunuyor. Trump’ın F-35 ile ilgili olumlu sözlerinden sonra, NDAA’in ‘yorum yoluyla’ aşılabileceği iddiası gündeme gelmişti. Ancak satış gerçekleşirse, bu ‘yoruma’ gerek kalmayacak.

Source

yok

Author: Elif Yıldız